05 Şubat 2010 Cuma

5 Şubat Gulca Katliamı !


Türk'ün çilesi bitmez..

*

4 şubatı 5 şubata bağlayan bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde ...

*

Ahh ahh..

*

Tarih 4 Şubat 1997 Doğu Türkistan’ın Gulca vilayetinde Kadir gecesi Kur’an okumak üzere bir evde toplanan Doğu Türkistanlı kadınların Çinli polisler tarafından eve yapılan bir baskınla evden dışarı çıkarılması ve bu zorbalığa direnen kadınların üzerine ateş açmaları ile birkaç Doğu Türkistanlı kadınımızın şehid edilmeleri sonucunda patlak veren olaylar kısa sürede bütün Doğu Türkistan’a yayılmış ve bir “ millî İstiklâl ” hareketine dönüşmüştür. Netice itibariyle Doğu Türkistan halkı yüzlerce ve hatta Çin hükümetinin dünya kamuoyunun gözünden sakladıklarını da hesaba kattığımızda binlerle ifade edilebilecek sayıda evladını şehid vermiştir.


O günlerde çifte standartçı bazı dünya haber kaynakları Çin’in ağzından aldıkları haberleri vermekle yetindiler. Dolayısıyla, böylesine eşine az rastlanır bir özgürlük savaşı ve uğrunda verilen sayısız şehid dünya kamuoyunun gözünden saklanmaya çalışıldı.


4 Şubat olaylarından sonra Çin hükümeti sıradan bahanelerle bir tutuklama kampanyası başlatmış olup, gece baskınları ile evlerden Doğu Türkistanlı gençleri topladılar ve meçhul akıbete doğru götürdüler. Aylar sonra polis merkezlerine yakınlarından haber almaya gidenlere genellikle verdikleri cevap şu oldu.” Cezaevinden kaçmaya çalışırken vuruldu.” Şu anda sorgusuz sualsiz yıllardır çalışma kamplarında ve hapishanelerde ölüme terk edilen 80.000 Doğu Türkistanlı bulunmaktadır. Kendi gölgesinden bile korkan bu Çinli yöneticilerin bundan sonraki uygulaması ve hedefi bütün imkanlarını kullanarak ve dünyadaki bazı şer odaklarını ve ülkeleri de arkalarına alarak 40 Milyondan fazla nüfusa sahip Doğu Türkistan halkını tamamen asimile etme ve tarih sahnesinden silme çabasındadır. Dünya insan hakları ihlallerinden bahsede dursun, Doğu Türkistan da tam bir insanlık suçu işlenmektedir.İnsanların en temel hakkı yaşama hakkıdır.Bu hak her gün, her dakika Doğu Türkistanlıların elinden alınmakta, her an ölümle burun buruna yaşamaktadırlar.

*

İslamiyet'i ilk kabul ettiğimiz topraklar olan Doğu Türkistan'da, dünyanın medeniyetle tanışmış ilk milleti olan değerli soydaşlarımız Uygur Türkleri acı çemberindedir! Birileri hala katil çin ile ticari anlaşmalar imzalamaya devam etsin!
*
Gulca Şehitleri gıyabında bütün şehitlerimizi saygıyla anıyor, Büyük Türk Milleti'ne sabır diliyorum!

04 Şubat 2010 Perşembe

Tiyatro - Yılmaz ÖZDİL

Yılmaz ağabey yapmış yapacağını..
Eleştirileri ağırlaştırmak isterim ancak Usta'nın yazısına el sürmeden yayınlamak daha yerinde. Nasılsa ben her alanda eleştirilerimi yapıyorum :) Öyle çakma muhalefet gibi değil ama... ;)

***
Ölüyü bile güldüren Nejat Uygur, yaptı gene yapacağını...

Hafızasını kaybetti, komada yatıyor ama, bu haldeyken bile, Türkiye komedisini ortaya koymayı başarıyor.

*

Kocasının kafasının içindeki” zihniyeti kabul edip, “eşinin kafasındaki bez”e itiraz edenlere, kahkahalarla gülünmez de ne yapılır Allah aşkına?

*

Kocasının kafasının içindeki”leri serbest bırakıp, “eşinin kafasındaki bezi” yasaklamak, mizah değil de nedir?

*

Bi mucize olsa, ayağa kalksa Nejat Uygur, ben eminim, “hastane mi, kestane mi”yi revize edip, tekrar sahneye koyardı... Veya yeniden yazardı “miğferine çiçek eken asker”i.

*

Özlüyoruz onu.

*

Tek tesellimiz Bülent Arınç.

*

“Devlet sanatçısı” Nejat Uygur’un yerini “devlet bakanı” olarak dolduruyor... Daha önce Nejat Uygur’dan ilham alarak “şeyini şey ettiğimin şeyi”ni canlandırmıştı, şimdi de, büyük ustanın “kodum mu oturturum”una özendi.

*

Kozmetik oda”yla karıştırıp, Türkiye’nin ve İzmir’in onuru Güldal Mumcu’nun odasını bastı. Höt zöt yaptı, “Sarhoşları niye kürsüye çıkarıyorsun” diye hesap sordu.

Acı acı güldüm kendi payıma...

Çünkü, kendisini “saygın” ilan eden yalaka gazetecilerin çoğu alkolik.

*

Trajikomik.

*

Bir taraftan “kadınlara saygı” isteyip, bir taraftan “bıyıklı Meclis’i yöneten kadın”ın üstüne yürüyeceksin, bir taraftan da erkeklere başkan olmayı başarmış kadına “yaratık” diyeceksin...

*

“35’e bakla, ne hakla?”

*

Ve MHP... Din sömürüsünün foyasını ortaya çıkardı, artislik bi yere kadar, makyaj aktı, a-aa, kral çıplak!

*

Peki derseniz ki, küfürlerin, tekmelerin havada uçuştuğu Meclis’in hali ne olacak?
Onu da düşünmüştü Nejat Uygur...

Alo, orası tımarhane mi” diyemeyeceğimize göre, sanırım neticede o işlere “Cibali Karakolu” bakacak.

Yılmaz ÖZDİL

***
Başörtüsü; herhangi siyasi bir taraf, gösteriş vb. gibi amaç dışı takılıyorsa, BEZ'dir!

*
Usta sanatçı, değerli hemşerim Nejat UYGUR'a Hakk'tan şifa dilerim.

03 Şubat 2010 Çarşamba

Bir Kitap - Hedef TÜRKİYE

Alfa Yayınları'nda çıkan bu okunası eser 15 Lira. Fazlası değer aslında..

Hedefi olmayan milletlerin boşlukta yuvarlanmaları üzerinde durulmuş. Eee tabi haliyle bireylerin de.. Sonra gavurun dilini tee ana kucağına kadar indirmiş Talim Terbiye Kurulu'nda bilmem kaç adam, bilmem hangi zamanda ve bilmem hangi habersiz şekilde ..

Ve sonra dünyanın dört bir yanına yayılmış Türk Okulları'nda(!) yapılan ingiliz misyonerliği anlatılmış.. "Anatolia Liseleri" demiş hocaların hocası..

Lafın özü, dünyanın en güzel, en geniş, en akıcı ve coğrafi olarak en büyük alanda konuşulan dili olan TÜRKÇE'ye, hedeflere, gelişime birde Hocamızın gözüyle bakmak gerekiyor bence..

Herkes okumasın bu güzel kitabı!
Sadece ve sadece bu güzel ülkeyi gerçekten seven okusun..
Yoksa parası çöpe gitmiş olur.. 15 Lira ile ucuzundan bir pizza + coca cola daha iyidir nasılsa(!)!

30 Ocak 2010 Cumartesi

Diploma mı Uzmanlık mı?

Şart mıdır diploma sahibi olmak?

Az önce dişçiden geldim.. Geçtiğimiz perşembe akşamı gittiğim diş hekiminin verdiği ilaçları kullandım, bir hafta sorasına sözleşmiştik.. Ama dün gece aşırı ağrıdan dolayı sabahı sabah ettim, ne yazık ki gün boyu aldığım 6 tane ağrı kesici hap "bana mısın" demedi.. Sabah 6 gibi artık annemle mahalledeki diş hekimine gittik, ağrı kesici iğne yaptı.. Malum diplomalı diş hekimi ile haftaya perşembe için sözleştik..

Eve geldikten sonra bir kaç saat uyumuşum, canım hafiflemiş biraz.. Annem "kızım hadi kalk, dişçiye git, uyuşturucunun etkisi geçmeden biran evvel hazırlan" dedi, gönülsüzce dahası adeta sürünerek hazırlandım, kardeşimle düştük yollara..

İki dolmuş değiştirip, Yüreğir'deki dişçiye ulaştık sonunda.. Söz konusu dişçi ne üniversite görmüş ne de lise.. Çocukluktan "çırak" olarak girmiş bir diş teknisyenin yanına. Ve sonra öğrenmiş işi, hemde ne öğrenme..

Sprey, ağrı kesici iğne.. Fayda yok.. Bir uyuşturucu iğne daha teee en dipteki dişime.. Sonrası bir hafifleme bende.. Malum 24 saat içinde 6 ağrı kesici hap, uyuşturucu diş spreyi, 3 uyuşturucu iğne ve 2 antibiyotik hap.. Ancak hissetmemeye başladım acıyı :) Bende de ne bünye varmış bee heey maşAllah :))

Sonrasında ağrımı, diplomasız dişçinin hafif elleri aldı götürdü.. Çok şükür..
Az önce geldik eve, sağ tarafımı hissetmiyorum uyuşturucu ilaçlardan ama acı da çekmiyorum :) Konuşamıyorum da ayrıca ;) Geçermiş.. Haftaya cumartesi de ışınla dolgu yapacakmış diploması olmayan dişçi..

Diploma, önemli evet.. Ancak uzmanlık daha da önemliymiş bunu bu sabah daha iyi anladım.. Diplomalı hekimin verdiği ilaçlar beni süründürürken, diplomasız dişçinin hafif elleri beni ayağa kaldırdı..

Bu bir çok alanda böyle aslında.. Uzmanlaşma şart! Üniversiteye kapak atılınca eninde sonunda bitiyor - bitiriliyor okul.. Peki ya, ülkemin geleceği ne olacak?
Ezber nereye kadar..

Ahh ahh.. 2040'ta bu garip, bize göre olmayan, Türk Çocuklarını uyutan sistemi de çözeceğim..

Hem Allah nasip ederse 3 alanda köklü değişiklikler düşünüyorum;
*Adalet,
*Eğitim,
*Sağlık!

Bu kurumlarda çalışanlar mutlaka ve mutlaka ülkenin en yüksek gelir seviyesine sahip olanlar olmalıdırlar bence. Can damarı bu kurumlarda görev yapan "gönül erleri"miz hiç bir şekilde hiç kimseye ama hiç kimseye muhtaç durumda olmamalıdırlar!

***
Gene gittim.. Diş ağrısından, eğitim sisteminde yapılması gereken köklü devrimlere bir ben gelebilirim herhalde..
Eee bu da benim farkım olsun ;)

Sevgiler :)

28 Ocak 2010 Perşembe

Diş Ağrısı

Günlerdir acı çekiyorum. Allah'ım ne dayanılması zor bir ağrıymış bu diş ağrısı.. Daha öncede benzer ağrıyı çekmiştim ama bu denli değil..

Yemek yemek şöyle dursun su bile çok az içebiliyorum. Bu sabah itibariyle apsede yaptı dişlerim.. Dişçiye gitmem şart oldu artık; ancak benim şartlar pek uygun değil. Üstelik hava da buuuuuuuuz gibi, Çukurova donuyor..

Hele geceleri o denli ağrım oluyor ki, yatağın içinde sağ elim sağ yanağımda düşünür şekilde oturuyorum :)

Bir ahbabım "diş ağrısı kalp sızısına benzer, gece tek başına kalınca başlar ağrımaya" dedi, paylaşmadan geçemedim :)

Allah'ım tüm hastalara içi sıra da bize şifa ver Ya Rabbim..

Sen de dua et olur mu bizim için :)

Sevgiler =))

***

Şimdi saat: 19.54 az önce geldik doktordan. Bir hafta boyunca ialçları kullanıp, haftaya perşembe günü kısmetse kanal tedavisine başlayacakmışız.. Allah'a çok şükür, neyseki sadece 1 dişimde ve diş etlerimde sorun var, onun dışında çok sağlıklıyım maşAllah :)

Laf aramızda bizimkilere nazlanmak için de fırsat doğdu bana :D "Babaaa benim dişim çok ağrıyor ama.. / Anneeeee dayanamıyorum artık../ Off Serhat yaa hiç ilgilenme sen zaten ablanla..." ;)