13 Kasım 2009 Cuma

Hoşgeldin Yar




"Şimdi aşkını yaşamadığım gün;

Urfa'da balıklı göl donar,
Diyarbakır kalesi göçer,
Manyas'ta kuşlar ölür,
Kızılırmak kurur gözyaşıma çevrilir,
Güneş doğamaktan doğa yeşilden vazgeçer,
Gökyüzü maviye, insan hayata küser.."


Bu dizeleri döktürecek kadar sevmek ne güzel olsa gerek.. Böylesine sevmek..

Fethiyeli sanatçı Eser TUNÇOĞLU'nun başarılı çalışmalarının devamını dilerim.

NOT: Sadece hoşuma gittiği için ekledim, başka başka şeyler düşünme sakın :)

09 Kasım 2009 Pazartesi

Ve Başarmak !

Türkiye'de 93 Gençlik Meclisi var ve bu meclislerin oluşturduğu Ulusal Gençlik Parlamentosu var.. Geçenlerde Kuşadası'nda 5. olağan genel kurul yapıldı ve 4 en başarılı meclis (FETHİYE, Denizli, Kırıkkale ve Samsun) ödül aldı. Duyarlı gençliği kutluyorum.

Daha ödül alan meclisler belli olmadan FEGEM'in ödül alacağını söylemiştim :) Çünkü FEGEM'de bir çok emekle birlikte annemin, babamın ve kardeşimin duaları, destekleri var!

Benim uykusuz gecelerim, üşüyerek uyuduğum zamanlar, bazen 15 saati bulan çalışmalarım, gece yarılarına kadar kafa patlatmalarım, kabuslu günlerim, sınır tanımaz inadım, mevki makam dinlemeyen dik başlılığım ve ailemden ayrı geçirdiğim 1 yıl bilmem kaç ay da bu başarının cabası!

Bütün ekip arkadaşlarımı kutluyorum. Sonuçta tek başına yapılacak bir başarı değildi bu.
Evet inandım, hırs yaptım, inat ettim, inandırdım ve BAŞARDIK!

"Mütevazilik kibirdendir" der Behçet Baba ve çok sevdiğim bir dostum.. O yüzden; hiç tanımadığım bir yerde kız başıma, adıma leke getirmeden, yerelden başlatıp uluslararası bir boyuta meclisin taşınmasına vesile olduğum için; büyük bir başarının tohumunun meyve vermesini seyrederken bu gururu yaşıyorum, Fethiye Gençlik Meclisi Kurucu Başkanı olarak mütevazi olamayacağım :)) Ayaklarımın yere daha sağlam basması, kendime olan inancımın artması, başarma hırsımın körelmemesi vb. gibi durumlar tamamıyla yerine oturdu.

Bana bu uğurda elbet bir çok kişi destek verdi ancak öyle birisi var ki benden desteğini esirgemeyen.. Ve ben O'nu öyle çooook seviyorum ki.. İşte o büyük insan, koca yürekli dev adam Fethiye Belediyesi Kültür Müdürü Sayın Muammer ŞAHİN'dir! Saygı, sevgi ve büyük bir hasretle ellerinden öpüyorum ağabeyimin..
Türkiye'de çok değil 10 tane Muammar ŞAHİN olsa Türkiye kesinlikle lider ülke olur ve kan dökülmez topraklarımızda ve gençler harcanmaz bir hiç uğruna..!
Var'ol güzel yürekli, büyük insan!

Adım adım 2040 ;)

Sevgiler :)

05 Kasım 2009 Perşembe

Bir Şiir - Cebeci İstasyonu ve Sen

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü..
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara,
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi,
Sıcak bir kara sevda..
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk..
Mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi..
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun..!


Yavuz Bülent BAKİLER

NOT: SADECE ŞİİR :)

01 Kasım 2009 Pazar

TÜRK Açılımı !!!


Bu ülke Türk yurdudur, yuvama saldırmayın
Kalbimde sabır vardı, öfkeyle doldurmayın
Ben gazi Sakarya’yım, “ayağa kaldırmayın”
Dağa çık diyorsanız, çıkmaz isem namerdim
Dünyayı başınıza yıkmaz isem namerdim

Çoğu bu hevesteydi, bir kez gülen olmadı
Nicesi akıl verdi, doğru bilen olmadı
İt gibi ölen oldu, ama bölen olmadı
Topunuza bir kibrit çakmaz isem namerdim
Dünyayı başınıza yıkmaz isem namerdim

Elinizde harita, kafanızda bin plan
Amerika, İsrail, Avrupa falan, filan..
Toprak alabilseler, onlar alırdı ulan
Akılsız başınızı yakmaz isem namerdim
Dünyayı başınıza yıkmaz isem namerdim

Abileriniz hain, sizden de geçecekler
Zoru gördüklerinde onlar da kaçacaklar
Bugün rüzgar ekenler, fırtına biçecekler
Şu topraklara kurşun dökmez isem namerdim
Dünyayı başınıza yıkmaz isem namerdim

Kaç balta yarası var, siz şu çınara bakın
Çanakkale’ye bakın, Dumlupınar’a bakın
Bilin ki öfkem bana şahdamarımdan yakın
Sizi birgün hizaya sokmaz isem namerdim
Dünyayı başınıza yıkmaz isem namerdim

Bunlar en son damlalar, bardak taşınca görün
Türk kalesinde bayrak yere düşünce görün
Uykudaki bir devin aklı şaşınca görün
O Kandil’i Dicle’ye dökmez isem namerdim
Dünyayı başınıza yıkmaz isem namerdim

Ali KINIK

NOT: Binlerce yıl evvel ne isem bugün O’yum. Birim, bütünüm. Ben ne Filistin’e benzerim, parayla satayım toprağımı. Ne Irak’a benzerim, ölmeden terk edeyim toprağımı… Ben Türk’üm… Üste gök çökmedikçe, altta yer yarılmadıkça ne bozdururum ilimi, töremi. Nede açtırırım sağımı, solumu..!
(alıntıdır)

24 Ekim 2009 Cumartesi

DİYARBAKIRLI TÜRKMEN İSYAN ETTİ!!!

Yıkın On Gözlü Köprüyü, Ben-u Sen’i, Diyarbakır’da, nefret ettiğiniz Türk(men)ler’e ait bir şey kalmasın !

Akkoyunlu Hükümdarı öz be öz Diyarbakırlı Uzun Hasan’ı, yine Diyarbakırlı Karayülük Osman’ı zaten bilmiyorsunuz ama biliyorsanız da; kahramanlıklarını, Osmanlı’ya nasıl kök söktürdüklerini anlatmayın. 300 yüzyıl Orta Doğu’ya hükmettiklerini resmi tarih bize anlatmadı. Aksine Diyarbakır merkezli öz be öz Türkmen devleti olan Akkoyunlular resmi tarihe göre Osmanlı’yı arkadan vuran hain barbarlardı. Her gün kadim şehirde onlarcasını gördüğümüz eserleri bırakan ve Diyarbakır’ı başkent yapan Artuklular’ı hiç yaşamamış sayın. Diyarbakır ile ilgili en kapsamlı tarihi araştırma olan, 15. Yüzyılda yaşamış İranlı tarihçi Ebubekir Tıhrani’ye ait Kitab’-ı Diyarbekiriye’yi bulduğunuz yerde yakın çünkü o kitapta, Diyarbakır’ın dağını taşını yurt edinen Bayındır Türkmenlerinden dolayı yüzyıllarca Bayındıriye diye bilindiğini anlatır. Bu bilgi sizin için sakıncalıdır.

Yakın! Osmanlı kayıt defterlerini çünkü aşiret aşiret, isim isim kayıtları vardır Diyarbakırlılar’ın. Sizi şaşırtacaktır oradaki bilgiler, belki de kızdıracaktır.Ulu Camii’nin, Anadolu coğrafyasının Orta Asya Türk mimarisine göre Kilise’den Camii’ye çevrilen ilk eseri olduğunu ancak sanat tarihçileri bilir o nedenle tehlikeli bilgi değildir. Ama yine de sizin için tehlikeli ise orayı da yıkın. Yedi Kardeş burcunu mutlaka yıkın çünkü orada öz Türkçe isimleri ile esere konu olan Diyarbakırlı yedi kardeşin ismi var, hem de taşa kazılı

Kendini öz Türk zanneden bazı Batılı cahillerin dalga geçtiği, karaladığı Diyarbakır ağzını yasaklayın kimse konuşmasın. Çünkü; tekmeye tepik, alkışa çepik, beze çapıt, merdivene gezemek, teyzeye dayze, amcaya ami, yiğit’e iğit, düğüne toy, tencereye kuşkana gibi Diyarbakır’a özgü en az beş bin yıllık binlerce bozulmamış kelime aslında Türkçe’nin bozulmuş hali olan İstanbul ağzına göre milyon kat daha öz Türkçedir. Diyarbakır ağzının en güzel örneklerini veren Diyarbakırlı büyüklerimizi taşlayın gördüğünüz yerde.

Mektup yazdım yaz idi,
Kalemim kiryaz idi,
Da çok yazacaktım,
Mürekkebim az idi…
gibi binlerce Diyarbakır manisini yasaklayın, unutturun öğretmeyin çocuklarınıza çünkü Dede Korkut Türk(men) çesi ile söylenir.

Hep şikayet ettiğiniz sistem, Kürtçe isimleri yasaklattı siz de en az bin yıllık Türkçe isimleri yasaklayın Diyarbakır’da. Mesela değiştirin Karacadağ ismini Türkçedir tehlikelidir. Değiştirin Bismil’in adını, çünkü akrabaları hala Orta Asya Harzem’de yaşayan Basmıl Türkmenleri’nden alır ismini.

Her gün küfredin Çermikli Ziya Gökalp’e, Süleyman Nazif’e çünkü onlar sürgün pahasına emperyalizme karşı Diyarbakır duruşu sergilemişlerdi. Yok sayın Seyyid Nuh’u klasik Türk musikisine yüzlerce eser vermiş Diyarbakırlıdır. Yok olmaya yüz tutmuş Türkçe’nin asli kaynaklarını tekrar kazandıran Diyarbakırlı Ali Emiri’yi de küfürle hatırlayın. İhanet ile suçlayın Celal Güzelses’i, Cahit Sıtkı’yı, Orhan Asena’yı, Adnan Binyazar’ı, Özer Ozankaya’yı siz den farklı düşündükleri için.

Külliyen reddedin Diyarbakır’ın en azından bin yıllık tarihini, dost edinin elinden kan damlayan İngiliz’in, Fransız’ın sözüm o’na size dost görünenlerini.

Sisteme haklı öfkenizi, tarihinize ihanet ile gösterin. Unutturun Diyarbakır’ı, Diyarbakır yapan renklerinden dikkat buyurun Türk değil TÜRKMEN’e (*)ait ne varsa külliyen yok sayın.

Size göre Diyarbakır’da Kürtler, Zazalar, Suryaniler, Keldaniler, Ermeniler herkes yaşadı. BİR TEK TÜRK (MEN) LER UĞRAMADI BU KADİM ŞEHRE BURAYI BAŞKENT YAPARAK DÖRT DEVLET KURMALARINA RAĞMEN. Bu devletleri kuran (Artukoğulları, İnaloğulları, Nisanoğulları, Akkoyunlular) on binlerce çadırlık Türkmen aşiretleri buhar oldu uçtu. O zaman soralım 18. 19. yüzyılda yaşayan Ermeni ozanlar neden Diyarbakır ağzı ile Türkçe yazdı, Türkçe söyledi. Diyarbakır ağzı dediğimiz o muhteşem dilde mesela İstanbul Türkçesinde olmayan ama Oğuz diline ait binlerce kelime ve deyim var. Çocuğu olmayan ailelere neden bir Diyarbakırlı ‘kör ocak’ der tıpkı Divan-i Lugat’i Türk’de olduğu gibi. Neden bir Diyarbakırlı kelime başına gelen -Y- sesini okumaz. Mesela yılan değil ilan, yüksek değil üskek, yıldız değil ulduz der tıpkı Kaşgarlı Mahmut gibi.

Hatta mutlaka aranızda yapanlar olacaktır bu satırların yazarı hemşerinize küfredin, önemli değil o sizi önce tarihe ardından Allah’a havale edecektir.

Her nefesinde büyülü kent Diyarbakır’ı soluyan, başta Kürtler ve Zazalar olmak üzere bu kentin her rengini seven;
Koray Elbeyli.

(*) Diyarbakır’da yaşayan Türklere teknik anlamda Türkmenler demek daha doğru olur. Çünkü Diyarbakır Türk(men) leri dil, kültür ve fiziki yapı olarak Batı Anadolu, Kafkas, Balkanlar’da yaşayan Türkler’den ziyade Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan, İran, Irak, Filistin, Mısır ve Suriye’de yaşayan Türkmenler ile aynı özellikleri taşırlar.

Alıntıdır. Kaynak OdaTv