27 Haziran 2009 Cumartesi

Ve 1 Yıl Geçer Hayatımdan..

Geçen yıl bu zamanlar;
yeni hayatım için tuttuğumuz eve yerleşme telaşındaydım..

Akşam üzeri elime kitabımı alıp, yabancısı olduğum bu kentte denizi seyretmek için çıkmıştım evden..
Uygun bir yer bulup oturdum, hep yaptığım gibi yeni umutlarla kitabımı okumaya başlamıştım..
Bir ara kordondan gelip geçenlere takıldı gözüm.. "Acaba bende ilerde burda birilerine selam verebilecek miyim, burda yanımda birileri ile yürüyebilecek miyim" diye iç geçirmiştim.. Ne kadar da zordu, bilmediğim bir yerde bilmediğim bir sabaha uyanmak..

Bugün bir yıl geçti aradan.. Ve ben artık kordonda birilerine selam vermekten yüremekte takılır hale geldim.. Ve ben artık kordonda hep yanı başımda birileyile yürür oldum..

Yaşamımda büyük sayabileceğim değişiklikler oldu..
Üniversiteden mezun oldum..
Atatürkçü Düşünce Topluluğu'ndaki başkanlık görevimden sonra bilmediğim bir yerde Gençlik Meclisi kurdum ve başkanlığını hala devam ettirmekteyim..
Oldukça başarılı çalışmaların altına imza attığımın bir çok kişi farkında..
Milletvekilliği danışmanlığından özel sektörde müdürlüğe kadar bir çok iş teklifi aldım..
Kapıyı anahtarla açmayı öğrendim..
Tek başıma, bir ev nasıl çevrilir, bir hayat nasıl sıfırdan kurulur onu öğrendim..
Bir çok güzel insan girdi hayatıma..
Ve bir çok çirkin insan benden almaya çalıştıklarıyla defoldu gitti hayatımdan..
Ayaklarım yere daha sağlam basar hale geldi..
Paranın olmayan gücünü ve kontrol edilebilirliğini öğrendim..
Kendi evimde misafir ağırlamanın tadına vardım..
Sancılı geceler sonrası yeniden BÜYÜKGÜZEL olarak ayağa kalkabilmeyi öğrendim..
Ekip çalışması yapabilmeyi, başarılarım sonrasında ekibimle yaşadığım mutluluğun tadına varmayı öğrendim..
Kabuslardan korkmamayı, istediğimde iyi rüyalar görebilmeyi öğrendim..
Hasta olunca kendi kendime iğne yapabilmeyi ve iyileşmemin aslında sadece ve sadece kendi elimde olduğunu öğrendim..
Aile, denen kutsal kurumun öneminin ne derece büyük olduğunu bir kez daha hatırladım..
Annem, babam ve hayatımın anlamı kardeşimin can içre can arkadaşlarım olduğunu hep biliyordum zaten ama bu geçen bir yılda daha da tatmin oldum..
Şehir dışındaki ve uluslararası toplantılardaki temsil etmekle onurlandırıldığım büyüklerimin güvenlerini bana açıkça söylemelerinin bana verdiği huzuru da öğrendim..
En büyük sevdam olan Türk Dünyası'nın büyüklüğünü ve 2040 rüyamın gerçekleşmesinin tek yolunun durmadan çalışmak olduğunu bir kez daha anladım..
Maddi karşılık beklemeden, gönüllü çalışmanın keyfine vardım..
Ailem kadar sevdiğim büyüklerim oldu hayatımda.. Rabbim bana bağışlasın onları..
Devlet adamlarının aslında "kötü adam" olmadıklarının farkına vardım..
İsteyince karşımda dağların bile duramadığın artık çok iyi farkındayım..
Ve "bir daha asla hissedemem" dediğim duygularımın hala var olduğunu, bir başkasını beğenmeyi ve hatta beğenmekten ileri o başkasına bir şeyler hissedebildiğimi farkettim.. Hissetmek güzel şey :)

Hayatı ve yaşamayı çok seviyorum..
Fethiye'yi de ortamımı da çok seviyorum..
Ama en önemlisi bana her zaman destek olan sebeb-i hayatım ailemi kendim kadar çok seviyorum..

Fethiye'de daha ne zamana kadar yaşarım bilinmez.. Ancak bildiğim, bu güzel kentten ayrılmak beni gerçekten çok üzecektir..

Denizin maviliğini de, şifasını da çok seviyorum..

Var'oLun küçük dünyamdaki dev adamlar..

18 Haziran 2009 Perşembe

Bir Gözlem - Dava Adamı Sevdalanırsa..............

''Nerde o yiğitlerki gür,
Sesi dünyayı bürür
Dur dese kalpler durur


Yürü dese dağlar yürür''
(Arif Nihat ASYA)




***

Sevdalanırsa bir dava adamı;

Davasına sevdalı adamın yüreği, atarsa bir başka can için...

Dalarsa düşlere...

Sevdasını tüm hücrelerinde hissedercesine yanarsa yüreği...


Eyvah..



***



Hele ki birde söyleyemezse, sevdasını..

Ya da söyler ama karşılık bulamazsa................



İşte o zaman dava adamını tutabilene aşk olsun...

İşte o zaman dava adamı adar kendini işlerine, koşar durmadan, dinlenmeden...

Sorarlar O'na "yav sen nasıl adamsın, hiç mi yorulmazsın, bırak bu işleri sen mi kurtaracaksın dünyayı?" diye.. Dava adamının cevabı hep aynıdır; "ben yorulmuyorum ki çalışmaktan.."



****



Oysa kimse anlamaz, anlayamaz O'nun içindeki yangını...

Sadece ve sadece kendini işlerine, fikirlerine adar...............



***



Yüreği acıyla pişmiş olanın gözü çalışmada oluyor işte............



***



Not: Bu sadece bir gözlem.. Ve şimdilerde öylesine canla başla çalışmak istiyorum ki............................................................................

13 Haziran 2009 Cumartesi

Bir Şiir - Hani

Hani Tuna'da abdest alacaktık?
Çin Seddi'nde kılacaktık namazımızı?
Eski bir Türkmen çadırından uğurlayacaktık,
Fakir soframızdaki zamanı...
Sonra bir çamçak kımızcasına,
Doyasıya yudumlayacaktık gün batımını,
Altaylar'da toplanıp bir güz gününde,
Sesimizi dinleyecektik Viyana kapılarından..


Hani güneş batmayacaktı?
Tuğumuz olacaktı! Gök çadırımız...
Dağlar yürüyecekti ardımızdan seferlere,
Roma'da yapacaktık son düğünümüzü,
Kerkük; öyle boynu bükük durmayacaktı!
Tanrı Dağları sessiz...
Susuz kalmayacaktık Taklamakan çöllerinde,
Saraybosna'da yalnız...


Hani yaş dökmeyecekti ata yadigârı bulutlar,
Kırım'dan gelecektik ya Arap atlarla,
Mızrak gibi delecektik kalbini Roma'nın
Yine tırmanacaktı gemiler dağlara,
Ve yine şahlanacaktı Kolbaşı'nın kır atı,
Gafiller bilmeyecekti zevk-ü sefayı,
Cenk edecektik Allah yoluna,
Şan alacaktık şan!


Zaman mı durdu bilmem;
İçemedik kımızımızı,
Kesmedi kılıçlar dalgalanmadı Gökbayrak!
Bosna'dan geçemedik Tuna'ya!
Bir bayrak daha dalgalansın diye,
Bir destan daha doğurdu,Tuna'ya akan kanımız!


Derken;Bir esir kampında bölündü rüyamız,
Gafiller öğrendi zevk-ü sefâyı;
Güneş battı, bizden habersiz...


Ardından;
Suyu bitti Taklamakan çöllerinin..


Ve...
Dört çobana gülümsedik yine zorla!.
(aLıntı)

***

Bitmedi, bitmeyecek umutlarım.. Ve biliyorum ki günün birinde Büyük Türk Dünyası yine adalet getirecek bu kirli dünyaya..

***
Not: Annecim geliyor bugün.. Bir kaç saate benimle Allah izin verirse..

08 Haziran 2009 Pazartesi

Yok Daha Neler =))

Israrla çalan kapıyı açınca karşımda, alt komşum olduğunu iddaa eden bir kadın.. İçeri buyur ettim, garip garip bakınarak etrafa girdi içeri..

Kendisini çıkarıp çıkaramadığımı sordu..

"Kusura bakmayın çıkaramadım.." deyince, bombayı patlattı =))

"Sessiz ol.. Ben seni çok iyi tanıyorum.. Bende eskiden senin gibi gizli polislik yaptım" Diye başladı.. Sonra insan tacirlerinin eline düşen eşinden ve aldığı tehdit telefonlarından bahsetti.. Benim, kendisini korumakla görevlendirilmiş sivil polis olduğumu da bildiğini söyledi..

Allah'ım Ya Rabbim.. Bir hafiye sanılmam eksikti hayatımda :)

Israrla polis olmadığımı söylediysem de; "Devletin önemli makamlarına hiç kimse böyle elini kolunu sallayarak giremez" diye tutturdu.. Basında çıkan haberlerimi yakından takip ettiğini, şehirdışında dahi içinde bulunduğum toplantılardan haberdar olduğunu da ekledi konuşmasına =)
Zaten yok normal biri beni bulsa şaşardım.. Hayatımda herşey tam da bir şizofren komşum eksikti hah işte o da tamam oldu :D
Evden çıkarken beni gördüğünde huzur dolu bir şekilde gülümsüyor bana, kendisini korumakla görevli olduğumu düşündüğünden dolayı..
Ben kendimi zor koruyorum kurtlar sofrasında.. Alnımın akıyla çıkabilmek için girdiğim bütün işlerden, bütün hücrelerimle hissederek inanıyorum başarılı olabileceğime.. Ve bu şekilde yapıyorum çalışmalarımı..
Birilerine güven verebilmek, birilerini inandırabilmek gerçekten çok güzel ancak bir başkasına şu sıralar "koruyucu" bir yardımım olabileceğini düşünmüyorum..
NOT: Alt komşum hanımefendi gibi bir çok kişi ne yazık ki benim sivil polis olduğumu düşünüyor.. Ve ben bu durumdan çoooooook rahatsızım..
Ben kendi halinde, hedefi başarı olan, 2040 yılındaki Başı Dik Türk Dünyası'na inanan varlığını Türk Varlığı'na adamış 350.000.000 Türk Neferi'nden sadece biriyim..

04 Haziran 2009 Perşembe

Ben Bunları Ezberledim


DERT ETME - MURAT GOGEBAKAN


Neden durgunsun hayırdır birşey mi var
Neden suskunsun demek ki birşeyler var
Alışkınım vurgunlara, alışkınım sus konuşma
Bu aşkın da hüsran sonu

Dert etme beni kendine alır başımı giderim
Dert etme beni kendine ben bunları ezberledim
Alışkınım vurgunlara sus anladım sus konuşma
Bu aşkında hüsran sonu

Demek gidiyorsun git yolun açık olsun
Demek sıra sende sende git güle güle
Alışkınım vurgunlara, alışkınım sus konuşma
Bu aşkın da hüsran sonu

......................................................................................................

Güzel ses, güzel şarkı..

Not: Şarkıları tam olarak eklemeyi biliyorsan ve bana yardım edersen o kadar makbule geçer ki =))

01 Haziran 2009 Pazartesi

Evlilik..

Allah izin verirse 4 Haziran Perşembe günü Münevver teyzemin 19 yaşındaki kızı Eda'nın düğünü var.. Açıkçası kimsenin gönlü yok bu işe.. Hem yaşı küçük hem de Kıbrıs'a gelin gidecek.. Allah mesut, mutlu etsin..

Aileden 16 yaşında bir kız daha evlilik kararı aldı..

Eda çok mutlu bu sıralar.. Umarım hep böyle olurlar.. Benim gözümde onlar çocuk daha.. Tamam genç kız görünümündeler ama onlar hala benim küçük arkadaşlarım..

Evet, bu duruma genel olarak razı değil ailelerimiz.. Ancak zaman öyle bir zaman olmuş ki önüne de geçemiyorlar kızların.. Ne oluyor Allah'ım bizim çocuklara =))
Nasıl bir ahir zaman bu böyle..

Bu kadar basit mi bir insanın sorumluluğunu alabilmek, aile olabilmek, evlat yetiştirebilmek..

Günümüzdeki ailelere bakıyorum da ne yazık ki aynı evde yaşayan insan kalabalığından başka hiçbir şey değiller.. Evlat atasını dinlemiyor, kadın kocasını beğenmiyor, kocanın gözü dışarda, evin kızı daldan dala atlıyor, kaynana-kayınpeder huzurevlerine hapsediliyor, gelin-görümce-elti-yenge-yiğen .. onlar zaten dış kapının dış mandalı.. Tv., internet başında geçen ömürler.. Sohbet yok, huzur yok, sadece karın tokluğu var.. Müslüman Türk'ün aile yapısı bu olmamalı..

Ve bir kez daha yeryüzündeki en şanslı 2 kişiden biri olduğumu anlıyorum etrafıma bakınca.. Evet, dünyadaki en şanslı 1. kişi benim, 2. kişi ise umudum, herşeyim, sebeb-i hayatım, can yoldaşım, kardeşim Serhatım.. Böyle güzel anne ve babaya sahip olan varmıdır yeryüzünde bilmiyorum ama yaşadığım heran için sonsuz şükürler ediyorum Rabbim'e..
Allah'ım tüm inananları koru içi sırada ailemi ve beni..

Babacım, aşkım.. Sen hiç üzülme ben senin sözünden çıkmam her konuda olduğu gibi evlilik konusunda da =)) Ve söz veriyorum sana, günün birinde yanıma, ailemize yakışacak biri olursa hayatımda ilk seninle paylaşacağım.. Ve ben hiç bir zaman el oğlunu senden daha çok sevmeyeceğim =))))))))))))